30 Temmuz 2013 Salı

Karlar düşer, düşer düşer ağlarım

Yaşayamadıklarını anlatmak yaşadıklarını anlatmaktan daha anlamlı ve keyiflidir belki de ama bunu ancak içimdeki yükleri yazarak biraz da olsa hafiflettikten sonra yapabilirim. Bazı şeyler benim için bile çok fazla çünkü. Onun telefon numaramı ilk aldığı zaman yaşadığım heyecan hala karnımda bazı kelebekleri uçuşturabiliyor. Onun kelebekleri. Sanki yeni doğmuş bir bebeğin annesinin sesini duyduğunda sakinleşmesi gibi. İşin en boktan tarafı da aynı şeyi onun da hissettiğini bilmem hatta bundan emin olmam ama asla bunu itiraf etmeyeceği ve artık edemeyeceği gerçeği. 

Hayatımdaki bazı anlarımın fimlerdeki gibi olmasını çok istemiştim. Bu bana bazı şeyleri çok istememem gerektiğini öğretti. Sonu çok trajik olan filmler de var çünkü. Biz çok baharlar tükettik, cıvıl cıvıl yaz gecelerini birbirimizin üstüne basa basa canımızı acıta acıta geçirdik ve bunlardan geriye soğuk kış günleri kaldı birbirimizi ısıtmamızı istercesine. Ve biz bunu hiç anlamadık. 1 buçuk yıldır zaman zaman kafama takılan bir soruya bugün cevap buldum. Ona son kez sarılabildiğimi hatırladım. O kadar hatırlamak istememişim ki ancak 1 buçuk yılda kazıya kazıya çıkarttım. 

Ve sonra döndüm dedim ki iyi geri gelmemiş. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder