31 Aralık 2013 Salı

Eski Yıl Yazısı

Her yeni güne "Acaba bugün ne olacak ?"  diyerek uyandığımız lanet bir yılın son 5 saat 40 dakikasının içerisindeyiz. 
Geçen yılbaşına dönüp baktığım zaman aslında ne kadar çok şeyin değiştiğini ve ne kadar çok değiştiğimi düşünüyorum.
Ne direndik be.
Sadece fiziksel olarak değil içimizde de çok direndik.
Ve kazandık bence. Daha da çok kazanacağız inanıyorum.
Yazı kısa olsun istiyorum çünkü uzarsa eğer hep kaybedilenler yazılacak buraya.
Gerek yok.
Ben bu yıl her şeyin geçebileceğini öğrendim. Aslında üzüntüden çarpalandığımız, hırpalandığımız şeyler bir süre sonra geçiyor öyle değil mi. Üzüldüklerini düşünsene. Kaç tanesi için hala üzülüyorsun. Ya da üzüldüğün insanları düşün ? Onlarsız da yapabiliyorsun değil mi ? O zaman sakin ol ve geçmesini bekle. Çünkü biliyorsun ki geçecek.
Bu yıl bana aynı zamanda da aileden ve ölümden başka hiçbir şeyin önemli olmadığını öğretti. O canını sıktığın şeyler var ya hepsinin çözümü var. O üzüldüğün insanlar var ya hepsinin yerine biri konur. 
Ve son olarak da şükretmeyi öğretti bana bu yıl hayat.
Şükürler olsun ki ailem yanımda.
Şükürler olsun ki sağlıklıyım.
Yürüyebiliyorum, konuşabiliyorum, yaşayabiliyorum.
Ve şükürler olsun ki dostlarım var. Doğru dostlarım var. Ne olursa olsun yanımda olan. Çisil, Çisil, Merve, Berkay ve Burak. Bu insanlar iyi ki varlar. Ve umarım hep olurlar. Her daim her yıl.


7 Aralık 2013 Cumartesi

Ben seviyorum da..

Bazı sabahlar uyandığımda ne kadar gerizekalı bir insan olduğumu düşünüyorum. Bu sabah da o sabahlardan biriydi. Genç dediğin yaptığı şeyler üstüne bu kadar düşünmez. Ya da yapacağı şeyler üstüne. Hayatım hep bir şeyleri kafaya takarak geçti. Hatta huzurlu hissettiğim zamanlarda bile 'ya ben niye bu kadar huzurluyum' diye düşünüp günümün içine sıçtım. Çabuk mu olgunlaştık yoksa kendimi kendime karşı bu kadar mı sorumlu hissediyorum bilmiyorum ama çekilir çile değil.
Bu sabah uyandım ve uzun zamandır düşünmediğim, düşünmem gerekmeyen şeyleri düşündüm. Hatta uyurken bile düşünmeye başlamış olabilirim. İnsan mutluluğunu bu kadar irdeler mi ? İrdeler. İnsan bu kadar mutsuzluk yaşamışsa uykularının içine bile sıçabilir. Hayat tercihlerden ibaret ve o tercihlerin getirdiği sonuçlar da bizim sorumluluklarımızda. Ama olay iki taraflıysa eğer, ne kadar karşı tarafın tercihlerinden kendini sorumlu hissedersen o kadar çok sıçılıyor uykularına. Mutluyken mutsuz, huzurluyken huzursuz oluyorsun. Ve en büyük yarayı sen alıyorsun. Senin bir kalbin ve bir beynin var. Eğer iki kişilik hissedip düşünmen gerekseydi ondakileri de sana koyarlardı. Kendi sorumluluklarını düşünmen güzel ama iş onlarınkine geldiğinde hassas davranırsan onun hissedip düşündükleri altında ezilebilirsin. Genel de eziliyorsun da. O yüzden seviyorsan sevdiğini söyle. Ya da söyleme, sadece sev ama ona bağlı olmadan sev. Çünkü bir yürek iki kere kırılamayacak kadar küçük aslında.