28 Haziran 2014 Cumartesi

24Saatlik- Bodrum'dan

Ve işte dönüyoruz. Dört gün kalmakla birlikte dört ay da kalsan asla doyamayacağımı bildiğim Bodrum maceramızın sonuna geldik. Beki çok melankolik gelecek ama çok sevdiğim şeylerle, yerlerle, kişilerle paylaşabildiğim anlar hep kısa süreli oldu. Bodrum'la da 21 aylık hasretimizi dört gün gibi bir sürede (hatta dört gece 3 gün) dindirdik. 
Bodrum'u neden bu kadar çok seviyorum bilmiyorum. Ne burada doğup büyüdüm ne de bu cennet yerin sokaklarında aşık oldum. Dünya ile tanıştıktan sonra ilk kez o minicik ayaklarım deniz ile burada tanıştığından mı yoksa ailem dağılmadan önce bir aile olarak son tatilimizi burada geçirdiğimiz için mi bilmiyorum neden 


Bodrum'u bu kadar sevdiğimi. Annem ile babam o dönem çok kavga ederlerdi. Zaten dediğim gibi beraber geçirdikleri son yaz tatiliydi. Ben buna rağmen, hüzünlü ve üzücü bir an hatırlamıyorum Bodrum'a dair. Ne zaman buraya gelsem kendimi evime gelmiş gibi hissediyorum. Ait olduğum yeri bulmuş gibi. Tüm sokaklarına, bembeyaz evlerine, karmakarışık yollarına aşık oluyorum. Her gelişimde..  Belki de bu yüzden Bodrum'a her ayak bastığımda aşkı, aşık olmayı, mutlu olmayı hiç düşünmüyorum. Çünkü zaten ben buradayken mutluluğu ve aşkı hissediyorum. Daha uçaktan veya otobüsten inmeden, pencereden beyaz evleri görmeye başladığım anda yüzümdeki gülümseme tarifsiz bir hal alıyor. Huzur doluyorum. 
Bodrum'un anlamı tahmin edebiliceğiniz gibi benim için de bembeyaz evleri. Hele bir de pencere pervazları maviye boyanmış bir ev görürsem değmeyin keyfime. Bütün tatilimi o pencereden dışarıya bakarak, kedileri severek, pembe ile mor arasında değişen renkleriyle güzel kokulu begonyaları seyrederek geçirebilirim. O zaman en panik atağım kalır ne de başka bir şeye ihtiyacım. Annem de olacak tabiki. Küçük sokak tezgahlarını gezerken her gördüğü şeye "ayyy İlayda şunun güzelliğine bak" tepkisini veren sevimli suratım olmadan Bodrum'un tadı mı çıkarmış hiç?! Annem, ben, kedilerimiz... Maviye boyanmış pencere pervazlarıyla küçük beyaz bir ev. Bir de begonyamızı uzattık mı terasa doğru, bu tablodan başka hiçbir şey bana bu kadar huzuru hissettiremez.