26 Şubat 2014 Çarşamba

Beni biraz anlasana

Herkes zaman zaman bir şeyler yaşar. Kötü şeyler. Can sıkıcı şeyler. İç bunaltıcı şeyler. Bazen yaşamasına da gerek olmaz. Sabah uyanır ve sıkıntılıdır. Ya da belki çok güzel bir gün yaşamasına rağmen gece sıkıntıyla uyur. Bazen bir şeyler hep üst üste gelir. Çoğu zamanda öyle olur. İnsanın hem sabrı hem canı sınanır sanki. Öyle zamanlarda telefona sarılıp birini arama ihtiyacı duyarsın. Bazen arabaya atlayıp onun yanına gidersin. Seni anlayan birininin yanına. Anlamak. Ne kadar zor bir eylem. Birini anlamak 'Anlıyorum' kelimesinden daha çok şey gerektirir. Anlıyorum demen yetmez. Anladığını göstermen, hissettirmen gerekir. Zaten anlıyosan, anladım demek yerine başka şeyler söylersin. Bir de 'seni gerçekten anlamaya çalışıyorum'cular var. Birini ya anlıyorsundur ya anlamıyorsundur. Bunun çalışması, pratiği, dersi, kitabı olmaz. O yüzden anlamak büyük meziyet. Anlaşılmak da öyle. İlişkide en önemli şeylerin başında geliyor bence bu. Sevgi bir yere kadar. Anlamadığın ya da derdini anlatamadığın bir insanı tam olarak sevemezsin. Ya da belki de seversin ama her şeyin olamaz bana öyle geliyor. Çünkü iki insan her şeyden önce birbirini anlıyorsa eğer ne olursa olsun anlaşabilicekleri ve ne olursa olsun her şeyi aşabileceleri anlamına gelir bu. Anlaşıldıkça sevgi artar. Paylaşım artar. İlişki, gerçekten ilişki olur. O yüzden beni sevme ya da benim için fedakarlık yapma. Her şeyden önce beni anla. Korkularımı, kırıklıklarımı, takıntılarımı anla. Beni anla ki kendimi açabileyim sana. Anla ki her şeyde ilk aklıma gelen sen ol. Anla ki her anımda yanımda olan sen ol. Anla ki her şeyim ol. Dostum arkadaşım sevgilim erkeğim ol. Beni biraz anlar mısınız ? 

8 Şubat 2014 Cumartesi

M'artıya Mektuplar

Büyüyeceksin çocuk. Hem de daha çok büyüyeceksin. Hayat senin karşına hiç beklemediğin kötülükler, hiç ummadığın zamanlarda güzellikler çıkaracak. (Gecenin bir körü aniden blog'unu bulan inatçı bir kız gibi) 
İyi misin ? İyi olman gerekiyor. Milena'nın yanında olman gerekiyor. Fındıklarını tek tek sevip gölgesinde uyuya kalman gerekiyor. Büyüyeceksin çocuk. Sıkıntıyla serin bir sonbahar akşamı sahilde yürürken sarışın bembeyaz tenli prenses gibi bir kız çıkacak karşına. Aşık olacaksın ve yeni bir sayfa açacaksın 'Papatyam' diye. Tüm gücünle "evet" diye bağırırken sen, onun saçlarında papatyalar olacak. Bir kızın olacak sonraları. Sürekli yanaklarını ısırmak isteyeceksin. Masal anlattırmadan bırakmayacak seni. Küçük kollarıyla bedenini sarmadan uyumak istemeyecek. Tanıdık geldi mi ? Gelmesin. Ayaklandığı andan itibaren hep fındık ağacının altında zaman geçirecek. Bazı sıcak yaz günleri altında beraber uzanacaksınız. Sen de ona Milena'yı anlatmaya başlayacaksın "Yine de beni memnun eden bir şey var: siz rahat uyumuşsunuz.." Beni değil. Milena'yı. Fındık kurdu ayaklanmadan, beni unutmadan bordo bir kurdele bağla fındık ağacımıza. Geldiğimde tanıyabilmem için küçük zarif bordo bir kurdele. Bir parçam kalsın sende kurdele kadar küçük bir parçam. Beni unutmayacağını biliyorum. Benim seni unutmayacağımı bil diye.