31 Ocak 2014 Cuma
Yeni bir gün, 2 saat 9 dakika daha kirlendi
Gece 12yi geçince, saatler, temizlenmişçesine 00.00'dan ileri doğru tekrar akmaya başlayınca insanın aşktan, hayal kırıklıklarından belki o günkü mutluluklarından başka bir şey düşünesi ya da yazası gelmiyor. Tabi saat 12 kuralı sadece biz aşık olmayan zavallı insanlar için geçerli. Aşık olan için saat 04.00 de, 16.00 da konularını 'onun' üstüne yığdıkları saatler olabilir. Belki saat 04.00 bunun için uygun bir saat olmayabilir. Tüm gün düşünürsen birini saat 03.59 da uyuya kalkış olabilirsin. Ama rüyanda da onu düşünmez misin zaten ? Onu rüyalardan daha güzel düşünebileceğin bir an olabilir mi ? Olabilir tabi. Belki Kadıköy-Beşiktaş vapuru olabilir. Belki de kalabalıktan kendini bile göremediğin İstiklal sokakları. Kendini göremezsin ama onu mutlaka görürsün öyle değil mi ? Belki krem rengi boğazlı bir kazakta görürsün, belki de masmavi bir taşta. Ama görürsün öyle değil mi ? Mutlaka görürsün. Görmezsen de ararsın. Bilirsin bulacağını. Bazen bulamazsın ama ararsın. Belki bulamazsın. Bilmiyorum. Ben bulabilir miyim. Seni diyorum, bulabilir miyim yere düşmüş mavi yontulmamış bir taşta ? Ya da çok pahalı bir mağazanın vitrinini süsleyen bir kazakta bulabilir miyim seni ? Ya şu ara sokakta, kartonun üstünde uyuyan çocuğun huzurlu suratında olabilir misin ? O surat odamın o loş ışında gördüğüm, öptüğüm surat olabilir mi ? Bu oyun çok uzamadı mı ? Hava beni tek bırakmaya kıyamayacağın kadar soğumadı mı ? Kaç gece daha soğuktan hissettmemeliyim ayaklarımı ? Ve kaç gece daha üşümekten kıpkırmızı olan burnumu öpmekten mahrum bırakıcaksın ? Biliyorsun hiç sevmezdim bunu. Senin sevdiğin bir çok şey gibi. Buralarda mısın ? Vakit yok.. Son vapur saat 23.59 da kalkıyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder